nergizcankul 8 Takipçi | 6 Takip
Kategorilerim
<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<
Diğer İçeriklerim (245)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (8)

BURUK BİR ACI

2009-12-07 23:15:00


 





BURUK  BİR ACI


 

Yaşlı adam, bir konfeksiyon mağazasına ait 
Çocuk kıyafetlerine    baktıktan sonra,
ilerideki yeşillikte oynayan

çocukların en zayıfına dönerek:

 Küçüüük!... diye seslendi. Bana biraz yardımcı

olur musun Çocuk, hafta sonlarında yaptıkları misket

oyununu ilk defa kazanmış

olmasına rağmen arkadaşlarını bırakıp geldi. 7-8

 yaşlarındaydı ve

üzerindeki elbiseler, "tek kelimeyle"

dökülüyordu. Yaşlı adam, çocuğun

saçlarını okşadıktan sonra

Vitrindeki elbiseyi giymeni istemiştim, dedi

Bakalım üzerine uyacak mı?

Çocuk, bu teklifi ilk önce şaka sandı. Ama adam

son derece ciddiydi

Onunla birlikte mağazaya girerken, ilk önce

rüyâda olup olmadığını, daha

sonra da şimdiye kadar yeni bir elbise giyip

giymediğini düşündü.

Genellikle ailedeki büyük çocuğa alınan veya

komşular tarafından verilen

giyecekler, elbiselerin ona dar gelmesiyle

birlikte ortanca kardeşe kalır,

birkaç sene sonrada dizleri aşınmış veya

delinmiş vaziyette kendisine

yamanırdı. Ama her zaman "hasta" dedikleri

babasının ne kadar zor para

kazandığını bildiğinden, bu işe bir kere

itiraz etmemişti.

Şimdi ise, ilk defa yeni bir elbisesi olacaktı.

Üstelik de bayrama üç gün kala...

 Çocuk, yaşlı adamın gösterdiği

elbiseleri giydiğinde,

büyümüş olduğunu ilk defa farketti. Çizgili

kadifeden yapılmış pantolon,

bacaklarının ne kadar uzun olduğunu ortaya

koyarken, yeni ceketi de

omuzlarını iyice geniş göstermişti. Fakat

hepsinin üzerine giydiği kaban bir

başkaydı ve artık üşümeyecekti. Çocuk, biraz

önce kazandığı misketleri

onun cebine bıraktığında, iyice keyiflendi.

İrili ufaklı misketler,

gayet derin olan ceplerin bir köşesinde

kalmıştı. Demek ki herbir cep, en

az elli misket alabilirdi.

 Yaşlı adam, çocuğu sağa sola döndürdükten sonra, elbiselerin

paketlenmesini istedi. Ve iş tamamlandığında,

tezgâhtara dönerek: "Elbiseleri

torunuma alıyorum" dedi. Kendisine sürpriz

yapacağım için, onları bu

çocuğun üzerinde denedim. İkisinin de boyu falan

aynı da ..

 

Çocuk, bir anda beyninden vurulmuşa döndü ve

diyeceğini bilemedi.

Ama artık büyüdüğüne göre, bir şey belli

etmemeliydi. Aynaya son bir defa

baktıktan sonra, üzerindekileri yavaşça

çıkartarak bir kenara

fırlattığı eskileri giydi. Adam, elbiselerin

torununa uyacağından emindi

Yaptığı hizmet için çocuğa bir ciklet parası

vermek istediğinde, onu yanında

göremedi. Haylaz velet, belli ki bu işten

sıkılmıştı.

Çocuk, arkadaşlarının yanına döndüğünde, bir

kenara çekilerek onları

seyretmeye koyuldu. Ve bütün ısrarlara rağmen

oyuna katılmadı.

Arkadaşları: "Niçin oynamıyorsun?" diye

sordular. En güzel misketleri sen

kazanmıştın.

 

Çocuk, inci gibi yaşlar süzülen gözlerini

arkadaşlarından kaçırmaya

çalışırken: Misketlerim, bu elbiselere

yakışmayacak kadar güzeldi, dedi.

Bu yüzden onları, bayramlık kabanımın cebine

sakladım.

 

 

Alıntıdır

(yazari bilinmiyor)

 


 


 

ASLINDA HER YAŞTA AMA FARKLI ŞEKİLLERDE HEP

 

BİRİLERİ TARAFINDAN KANDIRILIP SONRA DA BİR KENARA FIRLATILMADIK

 

MI??

 

İŞİMİZDE - AŞKTA - DOSTLUKTA - ARKADAŞLIKTA - BELKİ DE AİLEMİZDE..

 

KİMİN UMURUNDA -BİR BAŞKASININ- DUYGULARI,

 

HİSSETTİKLERİ VEYA

 

KANDIRILMASI, GÖZYAŞLARI YA DA KALP

 

KIRIKLIKLARI, BÜTÜN BİR ÖMÜR BOYU KALAN

 

İZLER ??

 

NE YAZIK Kİ HİÇ KİMSENİN...

 

KEŞKE.... KEŞKE... FARKLI OLABİLSEYDİ HERŞEY...

 

BİRAZ DAHA İNSANCA,

 

BİRAZ DAHA HASSASCA, DÜRÜSTCE VE BİRAZ DAHA

 

YÜREKLİCE..

 


 




 


 

  

  

 

                    



 

5
0
0
Yorum Yaz