nergizcankul 8 Takipçi | 6 Takip
Kategorilerim
<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<
Diğer İçeriklerim (245)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (8)

YASAMI ERTELEMEYİN

2007-08-11 02:15:00

<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="620" height="500" background="http://img.blogcu.com/uploads/nergizcankul_matchingheartstripdark.jpg"><!-- MSTableType="layout" --><tr><td valign="top" width="26" height="29"><!-- MSCellType="ContentBody" --></td><td valign="top" width="566" height="29"><!-- MSCellType="ContentBody" --></td><td valign="top" width="28" height="29"><!-- MSCellType="ContentBody" --> </td></tr><tr><td valign="top" width="26" height="382"><!-- MSCellType="ContentBody" --></td> <td valign="top" width="566" height="382" background="http://img.blogcu.com/uploads/nergizcankul_hintli1.JPG" align="center"><!-- MSCellType="ContentBody" --><p>  <img border="0" src="http://img.blogcu.com/uploads/nergizcankul_hintli.JPG" width="504" height="386"></p>              YASAMI ERTELEMEYİN    Ben en özel en güzel eşyalarımı kendim için, hiç bekletmeden kullanırım. Siz de öyle yapın. Çünkü yarın hayatda olmayabiliriz. Ya da sevdiğinizi söyleyeceğiniz kimse olmayabilir. Hani gardirobunuzda küflenen o en sevdiğiniz elbiseniz var ya, o çok özel gün için beklettiğiniz, giymelere kıyamadığınız o alımlı tuvalet, o cakalı takım, o göz alıcı kazak... Bugün giyin onu!... Beklediğiniz o güzel gün hiç gelmeyebilir çünkü...   Değerli misafirleriniz için sakladığınız çay takımlarınızı çıkartın dolaptan; en yakınlarınızla için çayınızı; kimseniz yoksa kendiniz çıkarın hoş bir takımdan çay yudumlamanın doyumsuz keyfini...   Haydi, açın, nicedir kapalı duran misafir odanızın kapısını. Yıpranır diye korktuğunuz koltuklara serilin gönlünüzce. Çalın, çalmak için önemli! bir konuk beklediğiniz eski plakları bu gece...   Çalmaya vesile beklerken salonda ki büfede yıllandırdığınız şarabı geciktirmeden açın ve kana kana için. Sakladığınıza değecek b... Devamı

HUZUR

2007-08-07 21:20:00

  <table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="620" height="500" background="http://img.blogcu.com/uploads/nergizcankul_multimidstrip.jpg"><!-- MSTableType="layout" --><tr><td valign="top" width="26" height="29"><!-- MSCellType="ContentBody" --></td><td valign="top" width="566" height="29"><!-- MSCellType="ContentBody" --></td><td valign="top" width="28" height="29"><!-- MSCellType="ContentBody" --> </td></tr><tr><td valign="top" width="26" height="382"><!-- MSCellType="ContentBody" --></td> <td valign="top" width="566" height="382" background="http://img.blogcu.com/uploads/nergizcankul_huzureee.JPG" align="center"><!-- MSCellType="ContentBody" --><p>  <img border="0" src="http://img.blogcu.com/uploads/nergizcankul_nergizcankul2_bebis_salincakta.jpg" width="504" height="386"></p>       Soğuk bir kış gecesinde eve dönerken, sarhoşa benzeyen bir adam gördüm. Bir sağa bir sola yalpalıyordu. Ve yanındaki direğe sarılmıştı.   Bir vitrine bakıyormuş gibi yaparak göz ucuyla onu seyrettim. Otuz yaşın üstünde olmalıydı. Kendisine biraz daha sokuldum. Üstü başı son derece temizdi. Yanındn geçen bazı kişiler, yüksek sesle konuşarak içki içmenin kötülüğünden bahsediyor, bazıları da alay edip gülüyorlardı.   Yavaşça yanına gidip:   - İyi misiniz? diye sordum. Bir ihtiyacınız var mı?    Dudaklarından, iniltiye benzeyen tek bir kelime çıktı:   - Hastayım!..   Düşmemesi için, bir kolumu beline dolayarak taksi beklemeye koyuldum. Akşam vakitlerinde kesilen kar yağışı tekrar başlamış ve yavaş yavaş buzlanmaya başlayan yollarda, birbiriyle yarışan sokak köpeklerinin dışında bir hayat emaresi kalmamıştı.   Araba bulmaktan ümidimi kestiğim sırada, yanımda bir taksi duruverdi. Şoföre durumu anlat... Devamı

SEVDİGİN KADAR SEVİLİRSİN

2007-08-02 03:39:00

<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="600" height="419" background="http://img.blogcu.com/uploads/qetes_fantasyfondoblend.jpg"><!-- MSTableType="layout" --><tr><td valign="top" width="16" height="19"><!-- MSCellType="ContentBody" --></td><td valign="top" width="566" height="19"><!-- MSCellType="ContentBody" --></td><td valign="top" width="19" height="19"><!-- MSCellType="ContentBody" --> </td></tr><tr><td valign="top" width="10" height="382"><!-- MSCellType="ContentBody" --></td> <td valign="top" width="566" height="382" background="http://img.blogcu.com/uploads/qetes_fantasyfondoliso.jpg" align="center">                             <!-- MSCellType="ContentBody" --><p> <img border="0" src="http://img.blogcu.com/uploads/qetes_fantasyimagen.jpg" width="436" height="536"></p>                                                       Yerin seni çektiği kadar ağırsınKanatların çırpındığı kadar hafif...Kalbinin attığı kadar canlısınGözlerinin uzağı gördüğü kadar genç... Sevdiklerin kadar iyisinNefret ettiklerin kadar kötü...Ne renk olursa olsun kaşın gözünKarşındakinin gördüğüdür rengin... Yaşadıklarını kar sayma:Yaşadığın kadar yakınsın sonuna ne kadar yaşarsan yaşa,Sevdiğin kadardır ömrün...Gülebildiğin kadar mutlusun üzülmeBil ki ağladığın kadar güleceksin Sakın bitti sanma her şeyi, sevdiğin kadar sevileceksin. Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değerVe karşındakine değer verdiğin kadar insansın... Devamı

BULUT ve YILDIZ

2007-08-02 03:34:00

<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="600" height="419" background="http://img.blogcu.com/uploads/nergizcankul3_bulyildbak1.gif"><!-- MSTableType="layout" --><tr><td valign="top" width="36" height="39"><!-- MSCellType="ContentBody" --></td><td valign="top" width="566" height="39"><!-- MSCellType="ContentBody" --></td><td valign="top" width="38" height="39"><!-- MSCellType="ContentBody" --> </td></tr><tr><td valign="top" width="36" height="382"><!-- MSCellType="ContentBody" --></td><td valign="top" width="500" height="370" background="http://img.blogcu.com/uploads/nergizcankul3_bulutiybak2.jpg" align="center"><!-- MSCellType="ContentBody" --><p> <img border="0" src="http://img.blogcu.com/uploads/nergizcankul3_bulutiyildiz1.JPG"width="450" height="400"></p> BULUTveYILDIZ Bir zamanlar gökyüzünde birbirlerini gerçekten çok seven bir bulutla yıldız varmış...Bulut ,gökyüzünün en şeker, en pembe bulutu, yıldızsa; en parlak, umudu en çok yansıtan yıldızıymış...Gökyüzündeki her varlık onların sevgisi kıskanırmış. Tatlı bir kıskançlıkmış tabii ki onların ki... Ama biri varmış ki, bulut ve yıldızın ayrılmalarını yürekten istiyormuş. Hem de yıldızın en yakın arkadaşı olmasına rağmen..Bulut biraz safmış, kimseyi kıramazmış... Yıldızsa 'bulut' u için elinden gelen herşeyi yapabilir, herkese meydan okuyabilirmiş... Zaten onun için bir bulutu bir de çok sevdiği dostu peri varmış... Nereden bilebilirdi ki aklına, perinin bir gün bunların hepsini yıldızla bulutun ayrılmaları için kullanacağını?...Bir gün nazar değmiş, buluyla yıldıza... Hiç yoktan bir sebepten tartışmışlar. Bulut, çekip gitmiş, hatalı olmasına rağmen...Yıldızsa "Nasılsa bulutum beni seviyor, dönecektir." diye düşünmüş. Fakat hiç bir şey beklediği gibi gitmemiş. Ve bulut dönmemiş...Kim bilir, belki de cesaret edememiştir dönmeye bilinmez. Ama tek bir gerçek ... Devamı

NE GÜZELDİR

2007-08-02 05:09:00

<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="660" height="500" background="http://img.blogcu.com/uploads/nergizcankul_bk.jpg"><!-- MSTableType="layout" --><tr><td valign="top" width="26" height="29"><!-- MSCellType="ContentBody" --></td><td valign="top" width="566" height="29"><!-- MSCellType="ContentBody" --></td><td valign="top" width="28" height="29"><!-- MSCellType="ContentBody" --> </td></tr><tr><td valign="top" width="26" height="382"><!-- MSCellType="ContentBody" --></td> <td valign="top" width="566" height="382" background="http://img.blogcu.com/uploads/nergizcankul_yenisbekraond.JPG" align="center"><!-- MSCellType="ContentBody" --><p>  <img border="0" src="http://img.blogcu.com/uploads/nergizcankul_gulkokuyor.jpg" width="504" height="386"></p>       Ne Güzeldir ;<br> Dört gözle beklediğiniz bir haberin gelmesi...<br> Ağrının dinmesi...<br> Yıllar sonra bir gün bir yerde, çocukluğunuzda annenizin sizin için yaptığı<br> kurabiyelere rastlamak... <br> Yağmurdan sonra, açan güneş... <br> Buz gibi sokaktan sıcacık eve girmek... <br> Yorgunluktan bitmişken yatağa uzanmak... <br> Tuttuğunuz takımın ezeli rakibini yenmesi... <br> Kızgın kumlarda uzun uzun yattıktan sonra bedeni denizin serinliğine bırakmak... Sabahları kızarmış ekmek kokusuyla uyanmak... <br> Bir doktor muayenehanesinin kapısından şüpheleri dağıtmış olarak sevinçle çıkmak... <br> Yaz sıcağında, bir öğle uykusunun mahmurluğunu buz gibi bir dilim karpuzla<br> atmak... Bir bahçenin önünden geçerken duyduğunuz hanımeli kokusu... Sabah uyanıp o gün tatil olduğunu hatırlamak... ''Artık bitti'' derken sizi arayıvermesi... <br> Yaşlı ana babanızın hálá çaldığınız kapının arkasında ya da hattın öbür ucunda olması... Devamı